
Çin İstanbul Başkonsolosu Sayın Wei Xiaodong’un açılış konuşmasını yaptığı panelde; Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik, diplomatik ve kültürel ilişkilerin geleceği, küresel ticaret dinamikleri ve yeni iş birlikleri ele alındı. Shang Jian konuşmasında Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun bu yıl 55. yıl dönümünün kutlandığını hatırlatarak, iki ülkenin yükselen ekonomiler ve Küresel Güney’in önemli aktörleri olarak çok taraflılık temelinde birçok uluslararası ve bölgesel konuda ortak görüşlere sahip olduğunu söyledi. İkili ticaret hacminin diplomatik ilişkilerin ilk yıllarında 1 milyon doların altında olduğunu kaydeden Shang Jian, bugün bu rakamın yaklaşık 50 milyar dolara ulaştığını, karşılıklı ziyaretlerin ise 500 bini aştığını dile getirdi.
2026 yılının aynı zamanda Çin’in 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın başlangıç yılı olduğuna dikkat çeken Shang Jian, Çin’in yüksek kaliteli kalkınma, dışa açılım ve yeni ekonomik model hedefleri doğrultusunda ilerlemeyi sürdüreceğini söyledi. Türk halkının da “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda önemli bir kalkınma süreci yürüttüğünü kaydeden Shang Jian, iki ülkenin kalkınma stratejileri arasında daha güçlü uyum sağlanması gerektiğini vurguladı.

Panelde konuşan Prof. Dr. Hasan Ünal, Çin ile ticari ilişkilerin tek taraflı değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Ünal, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yönelik ihracatında Çin’den gelen ara malların önemli rol oynadığını belirtti. Çin’in ekonomik modeli hakkında da değerlendirmelerde bulunan Ünal, Türkiye’nin Çin’in planlama anlayışından ve devlet yönetimi yaklaşımından öğreneceği önemli noktalar bulunduğunu söyledi. Bu unsurların geçmişte Atatürk döneminde de uygulandığını belirten Ünal, Çin’in bugün bu modeli başarılı şekilde sürdürdüğünü ifade etti.
Türkiye’nin Rusya ve Çin ile özellikle savunma sanayii alanında ilişkilerini kademeli şekilde geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, çok kutuplu dünyada Ankara’nın daha dengeli ve bağımsız bir dış politika izlemesinin önemine işaret etti.
Panelde konuşan Emekli Büyükelçi Ersin Erçin ise Çin’in küresel stratejisini anlamadan Kuşak ve Yol Girişimi’nin taşıdığı önemin tam olarak kavranamayacağını söyledi. Bugün Kuşak ve Yol Girişimi’nden yapay zeka yatırımlarına, nadir toprak elementlerinden liman satın alımlarına kadar birçok stratejik hamlenin arkasında devlet merkezli kalkınma anlayışının bulunduğunu ifade eden Erçin, Çin’in son yıllarda küresel ölçekte daha iddialı bir güç politikası izlediğini belirtti. Çin’in reform sürecinin mimarı Deng Xiaoping dönemindeki “gücünü gizle, zamanını bekle” yaklaşımının yerini, Xi Jinping döneminde daha özgüvenli ve daha görünür bir büyük güç anlayışına bıraktığını söyleyen Erçin, Çin liderliğinin dünyaya bakışındaki bu dönüşümün Türkiye’ye yönelik yaklaşımda da açık biçimde hissedildiğini kaydetti.
Emekli Amiral Türker Ertürk ise konuşmasında dünyanın tek kutuplu sistemden çok kutuplu düzene doğru evrildiğini ve bu dönüşümün artık somut şekilde hissedildiğini belirtti. ABD’nin İran politikası üzerinden örnek veren Ertürk, Washington yönetiminin bölgesel stratejilerinde istediği sonucu alamadığını savunarak, bunun küresel dengelerde önemli kırılmalara yol açtığını söyledi.
Gazeteci Mehmet Ali Güller konuşmasında, dünyanın çok kutuplu yeni bir sisteme doğru ilerlediğini belirterek, Türkiye’nin bu dönüşüm sürecinde doğru konumlanması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin yalnızca dışarıdan ürün alan ve yüksek vergilerle tüketiciye sunan bir ekonomi modeliyle kalkınamayacağını ifade eden Güller, üretim odaklı ve kamucu perspektife dayanan yeni bir ekonomik anlayışa ihtiyaç olduğunu kaydetti. Türkiye’nin Asya ile ilişkilerini güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Güller, Mustafa Kemal Atatürk’ün de Türkiye’yi Asya’nın bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Türkiye’nin kendi coğrafi ve stratejik gerçeklikleri doğrultusunda bağımsız kalkınma modeli geliştirmesi gerektiğini söyleyen Güller, son yıllarda izlenen denge politikalarının daha ileri taşınmasının önemine dikkat çekti.
Kaynak: İstanbul Aydın Üniversitesi, CGTN Türk



