
Türkiye Enerji Bakanı, Nisan ayı başlarında yerel medyaya verdiği canlı bir röportajda, uzun zamandır tartışılan Trans-Hazar Boru Hattı konusunu yeniden gündeme getirdi. Bakan, ülkesinin bölgesel boru hattı planlarından bahsetmişti ve bu durum Middle East Eye‘ın da dikkatini çekmişti. Middle East Eye’ın bu konudaki haberi, Sputnik’ten Dimitri Simes Jr.’ın podcast’inin X hesabı olan New Rules Geopolitics‘in, Bakan’ın önerilerini kendi önerileriymiş gibi sunmasının ardından geldi. Her halükarda, bu haberler Rusya’nın çıkarlarına aykırı olan Trans-Hazar Boru Hattı’na dikkat çekti.
Ağustos ayı başlarında, “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası” (TRIPP) duyurusunun ardından, ABD kontrolündeki bu güney Ermenistan koridorunun Azerbaycan ve Ermenistan’ı Rusya ve İran’a meydan okuyarak bu boru hattını inşa etmeye teşvik edebileceği konusunda uyarıda bulunulmuştu. Geçtiğimiz ay, “İsrail’in İran’ın Hazar Filosuna Yönelik Saldırılarının Savaş Sonrası Enerji Jeopolitiğinden Kaynaklanabileceği”, yani İran’ın bu projeyi engelleme yeteneğini etkisiz hale getirme amacı taşıdığı değerlendirilmişti. Bu proje daha sonra İsrail’e ve diğer ülkelere petrol sağlayabilirdi.
Bu konuda, İsrail zaten Azerbaycan’dan Gürcistan ve Türkiye üzerinden geçen bir boru hattı aracılığıyla petrolünün yaklaşık %40’ını alıyor. Bu nedenle bu güzergah veya daha kısa olan TRIPP üzerinden gaz ihracatı mümkün. Bu durum, İsrail’in Türkiye’ye olan stratejik bağımlılığını artıracak olsa da (Türkiye Dışişleri Bakanı yakın zamanda, artan rekabet ortamında İsrail’in ülkesini İran’dan sonra yeni bölgesel düşmanı olarak yeniden konumlandırabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu), her iki tarafın da kendi çıkarlarını ilerletmek için bu fırsatı kaçırması zor görünüyor.
ABD’nin çıkarlarına gelince, TRIPP aracılığıyla Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Orta Asya’da Batı etkisinin genişlemesi, bu bölgenin tüm güney çevresini kapsaması ve ekonomik etkiyi takiben siyasi ve askeri etkiyi de içermesi nedeniyle Rusya’nın aleyhine olacaktır. Sonuçta, Rusya’nın Trans-Hazar Boru Hattı’na karşı çıkması bekleniyor çünkü bu, Türkmenistan’ın şu anda Çin merkezli doğalgaz ihracatının küresel pazardaki kendi ihracatını tehdit etmesine yol açacak ve bu nedenle NATO üyesi Türkiye’nin bunu engellemesi gerekecektir.
Bu amaçla, TRIPP’in askeri lojistik koridoru olarak ikili bir amaca hizmet etmesi bekleniyor ve Vance’in Şubat ayındaki ziyareti sırasında açıklanan, ABD’nin Azerbaycan’a göndereceği açıklanmayan sayıda devriye botu planı, bu stratejinin uygulanmasını temsil ediyor. Türkmenistan anayasal olarak tarafsız bir ülke olsa da, tıpkı geçen Aralık ayında NATO standartlarında mermi üretme planlarını çarpıcı bir şekilde açıklayan Kazakistan gibi, “sessiz ABD askeri bağlarını” genişletmesi bekleniyor.
Rus hükümeti, Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexei Overchuk’un bu projeyi kınamasıyla da belirtildiği gibi, TRIPP’in yukarıda bahsedilen askeri amacının farkındadır; bu proje bugüne kadar ülkesinin uzman topluluğu tarafından açıkça görmezden gelinmiştir. Putin ayrıca, Başbakan Nikol Paşinyan ile yaptığı son görüşmede, Rus-Ermeni ilişkilerinde bir dönüm noktasının yaklaştığını çok güçlü bir şekilde ima etti. Bu nedenle, Türk Enerji Bakanı’nın Trans-Hazar Boru Hattı planlarının Rusya’nın şiddetli direnişiyle karşılaşması bekleniyor.
Bunun ne şekilde olacağı belirsiz ve Rusya’nın bu projeyi durdurmak için başka bir özel operasyon başlatıp başlatmayacağı kesin olarak söylenemez, ancak bu senaryo da göz ardı edilemez. NATO’nun TRIPP aracılığıyla Rusya’nın tüm güney çevresine tecavüz etmesi ve Türkiye’nin Trans-Hazar Boru Hattı konusunu yeniden gündeme getirmesiyle stratejik riskler çok yüksek. Bu nedenle Rusya, ya güvenliği için tüm sonuçlarıyla birlikte bu planları kabul etmek zorunda kalacak ya da Batı gönüllü olarak vazgeçmeyeceği için bir şekilde bunları durdurmak zorunda kalacak.
Bu yazının İngilizcesi Andrew Korybko‘nun kendi substack sitesinde yayınlanmış olup yazarın izniyle Türkçe’ye çevrilmiştir.






