
Piyasa manipülasyonu dediğiniz şey, sadece fiyatı aşağı çekmek değil, fiyatın üzerine beton döküp yıllarca yatırımcıyı orada boğmaktır. Gümüş, 2011 yılındaki 50 dolar zirvesinden sonra tam bu süreci yaşadı. Yeşil enerjiden yapay zekaya kadar modern dünyanın en kritik hammaddesi olmasına rağmen, batılı bankaların türev piyasalar üzerinden kurduğu devasa baskı mekanizması sayesinde fiziki talep fiyata yansımadı. 2025 Nisan ayında altın-gümüş rasyosu 100 seviyesini aştığında, piyasanın kimyası bozuldu ve gümüş lehine müthiş ralli başladı. Trump’ın likidite kriziyle 28 doları test eden gümüş, yılların maliyet bölgesi olan 34 doları bir kez geçince durdurulamaz hale geldi. Eski zirvesi olan 50 dolara ulaştıktan sonra, 50-55 dolar bandını günler içinde aştı. Finansal piyasaların hantallığı düşünüldüğünde bu süre, aslında göz açıp kapayıncaya kadar geçen son derece kısa bir zaman dilimidir. Sonrasında ise bir kaç ay içinde 120 dolara uçtu.
Aynı Film, Farklı Oyuncular: Borsa İstanbul
Gümüşü anlatma sebebim, Borsa İstanbul’un dolar bazlı grafiğindeki benzerliğin tesadüf olamayacak kadar net olması. Borsa İstanbul, 2024 yılında gördüğü 344 dolar zirvesinden bu yana tam bir “yatırımcıyı bezdirme” operasyonu yürütüyor. Teknik analizde uzun vadeli yatay süreçler, en tehlikeli psikolojik savaş alanlarıdır. Düşen piyasada küçük yatırımcı “paçal” yaparak maliyet düşürmeyi milli spor haline getirir. Ancak yatay piyasa umudu tüketir ve en küçük kâr belirtisinde yatırımcıya elindeki hazineyi bedavaya sattırır. Gümüşün 28-34 dolar aralığında yaptığı bıktırma bölgesinin aynısını, biz şu an 280-344 dolar bandında yaşıyoruz. Grafikteki ters omuz baş omuz (TOBO) formasyonu, gümüşün ralli öncesindeki yapısıyla birebir örtüşüyor. Gümüşün tarihi zirvesi 50 dolardı, borsa için bu rakam 500 dolardır. Gümüş 120 dolara giderken hangi yollardan geçtiyse, Borsa İstanbul da 1200 dolarlık kanal direncine doğru aynı yolu yürüyecektir. Tabii bu yolu yürürken kaç kişinin nefesi yetecek, orası meçhul.
Pusuya Yatanın Rızkı 344’te Değil Dipte Saklıdır
Burada ince bir strateji detayı var. 344 dolar geçildikten sonra trene atlayın demiyorum. Aksine, büyük kırılım gelmeden önce piyasanın yapacağı son salınımları bir fırsat olarak görüyorum. 280 dolar civarındaki alt bandın tekrar test edilmesini, rallinin başlamasına en yakın noktada pusuda bekleyerek değerlendirmek niyetindeyim. Şu an piyasada aylık brüt %4 getiri sağlayan Para Piyasası Fonları (PPF) varken, erken bir hamleyle bu konfordan vazgeçmek için bir sebep yok. Borsa İstanbul, büyük patlamayı yapmadan önce birkaç ay daha bu bandın içinde debelenebilir. Akıllı para, herkesin borsayı terk edip “bir cacık olmaz” dediği noktada sessizce içeri giren paradır. Ben hala PPF konforunda çayımı yudumlarken süreci dikkatlice izliyorum. Beklediğim kırılım yıllar değil sadece aylar alacak.
Önce Mayınlar Temizlenecek Sonra Yol Açılacak
Önümüzde temizlenmesi gereken ciddi bir mayın tarlası var. İktidar ve muhalefet arasındaki siyasi gerilim, kayyum tartışmaları ve yerel yönetimler üzerinden dönen hukuki polemikler piyasanın üzerinde bir yük. Haziran ayı ve sonrasında küresel ölçekte beklediğim dolar likidite krizi dünya piyasalarında ciddi bir sarsıntı yaratacaktır. Fakat burada bir parantez açmak lazım: Borsa İstanbul, yabancı yatırımcı oranının zaten yerlerde olduğu bir endeks. Dolayısıyla dünyadaki büyük çöküşün bizdeki yansıması, küresel piyasalardaki kadar derin olmayacaktır. Beklentim, 280-330 dolar bandında bir süre daha vakit geçirilmesi yönünde. Herkesin borsa hakkında umudunu kestiği ve benim yine “Ben demiştim” diyeceğim dönem yaklaşıyor.
Not: Yatırım tavsiyesi değildir.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları The Silk News’e aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü The Silk News ismi kullanılmadan kesinlikle yayınlanamaz.




