
Finansal piyasalarda fiyatın bir illüzyon, likiditenin ise tek gerçek olduğu bir döneme giriyoruz. 2026 yılı, bu hatanın bedelinin ödeneceği yıldır. Eylül ayından beri işaret ettiğim likidite momentumundaki gerileme, şimdi ABD-İran kriziyle birleşerek piyasaları bir tasfiye sürecine sokuyor. Teknik bir düzeltmenin ötesinde, likidite yokluğunun jeopolitik riskle beslendiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
Nasdaq ve S&P 500: Değerleme Çarpanlarının Tasfiyesi
Yatırımcıların sadece şirket kârlarına odaklanması en büyük yanılgıdır. Likidite muslukları kısıldığında, piyasanın şirketlere biçtiği değerleme çarpanları hızla düşer. Bu durum Amerikan endekslerinde beklediğim çöküşün asıl yakıtıdır. Bölgesel bir kara savaşı beklemediğim için krizin fiyatlar üzerindeki doğrudan etkisi sınırlı kalacaktır. Ancak asıl tehlike, bu gerilimin zaten kurumuş olan likiditeyi daha da baskılamasıdır. Yani piyasada kalıcı hasarı savaşın kendisi değil, likidite kuraklığı yaratacaktır.
Altın ve Gümüş: Saman Alevi Senaryosu
Savaş dönemlerinde altına olan talep artsa da likidite desteği olmayan her yükseliş saman alevi gibi kalır. 2022 yılı başındaki Rusya-Ukrayna savaşında altın zirve tazelemiş, ancak likidite desteklemediği için hızla 1600’lü seviyelere gerilemişti. Bugün de ABD-İran krizi topyekûn kara savaşına evrilmediği sürece altın bir zenginleşme aracı değil, sadece geçici bir sigorta poliçesidir. Likidite bu seviyeleri desteklemediği için fiyatlar aynı hızla başladığı yere dönecektir. Gümüş tarafında ise bu gerilim, sadece bir mal dağıtım bahanesi olarak kullanılacaktır.
Petrol: Piyasanın Enflasyon Bombası
Petrol, emtia grubu içinde ucuz kaldığı için ABD-İran gerilimini fiyatta en coşkulu şekilde yansıtacak enstrümandır. Hürmüz Boğazı üzerindeki tehditler petrolü hızla yukarı çekerken, bu artış küresel enflasyonu körükleyerek likiditeyi daha da azaltan bir kısır döngü yaratır. Yani petrol fiyatındaki her sıçrama, borsaların ihtiyaç duyduğu likiditeyi biraz daha yok edecektir. Savaşın geleceğine bağlı olarak fiyatlar çok daha agresif bantlara taşınabilir.
Borsa İstanbul: Sarsıntıdan Stratejik Vahaya
Yanı başımızdaki savaş riski ve askeri hareketlilik, Borsa İstanbul’u ilk etapta olumsuz etkileyecektir. Ancak bu sarsıntı, orta vadede büyük bir fırsatı barındırıyor. ABD’nin bu krizde Türkiye’ye duyacağı stratejik ihtiyaç ve Ankara’nın izleyeceği denge politikası, yabancı sermaye için yeni bir kapı açacaktır. Dünya borsalarına göre ucuz kalmış olan Borsa İstanbul, likidite etkisinin burada sınırlı kalması ve stratejik konumumuz sayesinde küresel sermayenin en iştahlı aktığı merkez haline gelecektir.
Pusu ve Stratejik Konumlanma
2026 yılı bir sermaye artırma yılı değil, sermayeyi koruma yılıdır. Stratejim net: İlk etapta nakit ağırlıklı kalarak piyasanın bu likidite ve savaş şokunu atlatmasını beklemek. Borsa İstanbul’da beklediğim kısa vadeli geri çekilme, aslında orta ve uzun vadedeki büyük yükselişin zeminini hazırlayan bir temizlik sürecidir. Yön değiştirdi rüzgar; ya ayarlarsınız yelkenleri yeni gerçekliğe göre ya da fırtınanın yuttuğu bir kurban olarak geçersiniz tarihe.



