
Piyasada genel geçer “güvenli liman” anlatıları dönerken, biz gerçeği rasyonel rakamlar ve korelasyonlarla okuyoruz. Herkes altına odaklanmışken bizim gözümüz VIX endeksinde; çünkü asıl orkestra şefi o. Tekin Sekmez takipçileri iyi bilir ki, piyasadaki stres belli bir eşiğe kadar varlıkları ayrıştırır, ancak o eşik aşıldığında her şey ama her şey nakde dönmek için satılır. Geçmişte bu krizin ayak seslerini ve petrolün yükseleceğine dair işaretleri burada adım adım işlemiştik. Şimdi o senaryonun içindeyiz:
2020 Mart (Kovid): Dolar endeksi ve altın birlikte yükseliyordu. Ne zaman ki VIX 50 baremini aştı, işte o an altın da pes etti ve çakıldı. Çünkü 50 üzeri, “kâr değil, nakit lazım” bölgesidir.
2025 Nisan (Trump Tarifeleri): Altın ve dolar endeksi yine birlikte hareket ederken, gümüş güvenli liman taklidi yapıyordu. Ancak VIX 30’u geçince gümüşün maskesi düştü ve eski zirve bölgesinden aşağı süzüldü.
Bu krizin en büyük farkı, altının jeopolitik risk taşıyıcılığını petrole devretmiş olmasıdır. Petrol fiyatından bağımsız olarak VIX ile ilgilenmek en akıllıcası. VIX 50 üzerine yerleştiği an, petroldeki köpük de tıpkı geçmişteki altın ve gümüş gibi tahliye olacaktır. İşte o noktada petrol aşağı, riskli varlıklar yukarı bir “pair trade” imkanı doğar.
2008 Hayaleti mi, Yoksa Geçici Bir Şok mu?
Grafikler, 2026 yılındaki bu görünümün 2008 krizine olan benzerliğini açıkça vurguluyor. Hatırlayın; 2008’de de ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüksek seviyelerdeydi ve petrol 140 dolara çıkarak dünyayı bir kıskaca almıştı. Sonrasında malum süreç yaşandı: Her şey yerle bir oldu. Amerikan borsaları senelerce eski zirvelerini göremedi. Altın 1031 dolardan 680 dolara, gümüş ise 21 dolardan 8 dolara çakıldı.
VIX 50’nin üzerinde ne kadar kalacağımız, krizin türünü belirleyecek. İlk aşamada VIX 50 üzerindeki fiyatlamanın 2008’deki gibi 10 hafta sürmesini beklemiyorum; o derin yıkım olasılığını şimdilik sonbahara erteliyorum. Savaşla ilgili bir olumlu haber VIX’i aşağı çekmeye yetebilir. Fakat risklerin kalıcı hale gelmesi petrolü yüksek tutarsa, Japon Merkez Bankası (BoJ) faiz artırımlarına devam eder ve Carry Trade pozisyonlarının bozulmasıyla asıl büyük sarsıntı tetiklenir.
Türk Yatırımcısının Stratejik Yol Haritası
Daha önce Türk yatırımcısı için Para Piyasası Fonlarını (PPF) ön plana çıkarmıştık. Bunun temel nedeni, Merkez Bankası’nın rezerv eritme pahasına kur şokuna izin vermeyeceği ve tahvil alımlarıyla PPF içerisindeki tahvil ağırlığından doğacak zararı minimize edeceği beklentimizdi. Nitekim süreç tam da işaret ettiğimiz gibi ilerledi.
Şimdi TL tarafında bir alternatifimiz daha var: TFU Fonu (İş Portföy TÜFE Endeksli Borçlanma Araçları Fonu). Savaşın uzama olasılığı artmışken ve enflasyon beklentileri yukarı yönlü revize edilirken, TFU önümüzdeki haftalarda avantaj sağlayabilir. Bu fonun özelliği şudur: Enflasyon yükselirken reel faizler buna ayak uyduramazsa (yani aşağı gelirse), fonun değeri artar. Son bir ayda PPF %3,5 getirirken, tahvillerdeki genel olumsuz havaya rağmen TFU’nun %5 küsur getirmesi bu mekanizmanın sonucudur. Reel faizlerin artması (savaşın bitmesi veya ani faiz artışı gibi) durumunda ise fonun değeri azalabilir. Dolayısıyla bu fon, enflasyonist baskının sürdüğü bu dönemde PPF’den daha fazla getiri sağlama potansiyeline sahiptir.
Yatırım tavsiyesi değildir.



