
Yine ben. Geldim ve her zamanki gibi masadaki pembe tabloları dağıtıyorum. Piyasada her şey birlikte yükselir masalına inananlar için kötü haberlerim var. Emtia bloğunda sevdiğiniz altın, gümüş ve bakırın şov dünyasındaki süresi doldu. Bir süreliğine ışıkları kapatıyoruz. Şu an tek bir kral var: Petrol. Zamanında “Gözden Düşen Değil Gözden Kaçan Petrol” yazımı okuyup pozisyon alan dostlarım, sakın kar realizasyonu butonuna elinizi uzatmayın; riskler hala masada, iştah kabartıcı duruyor. Kuralımız basit ve acımasız: Petrol yukarıysa, geri kalan her şey aşağı. Petrolün alevini harladığı tarım emtiaları hariç, diğer tüm enstrümanlar için iniş takımları açıldı.
Amerikan Rüyasından Likidite Kabusuna
Nasdaq ve S&P 500 için “savaş var diye düşüyorlar” diyen amatörleri kenara alalım. Biz filmi aylar önceden gördük; asıl mesele savaş değil, damarlardaki kanın çekilmesi, yani likidite kuruluğu. Amerikan borsaları şu an piyasanın majör rolünde ama sahne çökmek üzere. Orada musluk kısıldığında, gelişmek olan piyasalarda fırtına kopması matematiksel bir zorunluluktur. “Burası dip mi?” diye soranlara şimdiden cevap vereyim: Hayır, yeni dipleri görmeden rahatlamayacağız.
2008 Dejavu: Çöküşün Ayak Sesleri
Altın düşük 4000’ler, gümüş düşük 60’lar, en iyi senaryomuz buraların dip olarak kalması. Ama gerçekçi olalım; 2008 krizinin ürkütücü kopyası kapımızda. O zaman da petrol tepedeydi, tahviller bugünkü gibi bağırıyordu.
Şu an VIX endeksi ne zaman 50’ye doğru hareketlense, Trump’tan gelen “Savaş bitiyor!” tadındaki absürt açıklamalarla borsa dipten toplanıyor. Ama oyun sonsuza kadar sürmez. VIX 50’nin üzerinde 2008 krizindeki gibi haftalarca kalırsa, altın ons bazında 3200-3500 aralığına kadar derin düşüş gösterir. İşte en kötü senaryoda, altın/gümüş rasyosu 100’ü geçtiğinde, hem altın hem de gümüşün uzun vadeli olarak mutlaka portföye eklenmesi gereken tarihi fırsat kapıdadır. Gümüşün 25-35 dolara sarktığı günlerde, “V çıkışı bekliyorum” diyenleri hayal dünyasıyla baş başa bırakıp gerçek yatırımcı gibi bekleyeceğiz.
Borsa İstanbul: Kendi Çalıp Kendi Oynayanların Yeri
Gelelim bizim mahalleye. Dünyada zirveler hayal olurken, Borsa İstanbul’da yeni zirve potansiyeli hala güçlü. Neden mi? Çünkü artık “yabancı yatırımcı gelecek” diye bekleyen saf aşıklar gitti. Kendi iç dinamiklerimizle, kimseye eyvallahı olmayan bir borsa olduk.
Ancak, hayal kurarken gerçekleri cebimize koyalım. Petrol fiyatlarının enflasyona hediyesi bir yanda, elektrik ve doğalgaza gelen %25 zam diğer yanda; bunlar Nisan ayında faiz indirimlerini sadece ötelemekle kalmaz, faiz tavanını daha da yukarı taşır. Siyasi arenadaki kayyum haberleri ve belediye başkanları üzerindeki baskılar da Nisan-Mayıs aylarını birer mayın tarlasına çeviriyor. Bu ortamda uçup kaçan bir hikaye değil, band hareketi olması en iyi senaryo.
Peki Ne Yapacağız?
Fırtına kapıdayken açıkta kalmanın alemi yok. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi; para piyasası fonları ve özellikle TFU (Tüfe Endeksli Borçlanma Fonu), dalgalı denizde sizin tek güvenli limanınız olacak.
Kahraman olmaya çalışmayın, hayatta kalın yeter. Zira bu sene düzeltme senesi değil, çöküş senesi olabilir.
Not: Bunlar benim şahsi senaryolarımdır, yatırım tavsiyesi değildir. Yani batarsanız “Tekin Abi böyle demişti” diye kapıma gelmeyin!



