
Rusya’nın NATO destekli Ukrayna’ya karşı özel operasyonu beşinci yılına girdi. Son üç yılını bu yazımda, bu yazımda ve buradaki yazımda ele almıştım ve geleneğe uygun olarak, bu yazı geçen yıl yaşananları gözden geçirecek ve gelecek yılda neler olabileceğini tahmin edecektir. Genel olarak, Rusya şu anda Ukrayna ile ABD arabuluculuğundaki barış görüşmelerine ve genel büyük stratejisine yönelik yaklaşımını şekillendirmesi beklenen beş jeostratejik zorlukla karşı karşıya:
NATO Etkisi Rusya’nın Tüm Güney Çevresinde Genişlemeye Hazır
Geçtiğimiz Ağustos ayında Ermenistan‘ın güneyindeki Syunik bölgesinde hayata geçirilen “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası (TRIPP)” , Güney Kafkasya’dan Orta Asya’ya uzanan bir NATO askeri-lojistik koridoru olma işlevini de görüyor. Üye devlet Türkiye’nin öncülüğünde ve müttefik Azerbaycan’ın Hazar Denizi üzerinden sıçrama tahtası görevi gördüğü TRIPP, bu tehditler kontrol altına alınmazsa, özellikle Kazakistan’ı Ukrayna’nın izinden gitmeye teşvik ederse, Rusya’nın bölgesel güvenlik durumunu daha da kötüleştirebilir.
ABD, Polonya’nın Uzun Zamandır Kaybettiği Büyük Güç Statüsünün Yeniden Canlanmasını Destekliyor
Önceki bağlantılı analizde sıralanan 18 nedenden dolayı, “Eylül 2025, Polonya için Komünizmin Sonu’ndan Bu Yana En Olaylı Ay Oldu“; bu durum, Ukrayna çatışması sona erdikten sonra Rusya’yı çevreleme konusunda ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisinde Polonya’nın merkezi bir rol oynamasına zemin hazırladı. Zaten AB’nin en büyük ordusuna sahip, önemli askeri-lojistik koridorlarının ortasında yer alıyor ve Moskova’nın aleyhine, uzun zamandır kaybettiği Büyük Güç statüsünü ve Rusya ile olan tarihi rekabetini yeniden canlandırmak için çok istekli.
AB, Askeri Lojistiğini Eşi Benzeri Olmayan Bir Şekilde Askerileştiriyor ve Geliştiriyor
Fiili AB lideri Almanya, geçen yıl onayladığı yaklaşık 100 milyar dolarlık savunma tedarik projeleri sayesinde, Rusya’nın Çevrelenmesinde Polonya ile Rekabet Ediyor. AB’nin tamamı da 800 milyar avroluk “Avrupa’yı Yeniden Silahlandırma Planı” yardımıyla militarize oluyor. Rusya için durumu daha da endişe verici hale getiren şey ise, sınırlarına asker ve teçhizat sevkiyatını optimize etmeyi amaçlayan “askeri Schengen”in hızla ilerlemesi ve Baltık ülkelerinin de buna katılma taahhüdünde bulunmasıdır.
Hindistan, ABD yanlısı büyük bir stratejik yeniden yapılanma sürecinden geçiyor gibi görünüyor.
Hindistan, burada açıklandığı gibi, ticaret anlaşmasından sonra ABD’nin bazı çıkarlarıyla uyum sağlamaya başladı; bu da Hindistan’ın ABD’nin iddia ettiği gibi Rus petrol ithalatını azaltması durumunda Rusya’nın bütçe gelirlerinden on milyarlarca doları ortadan kaldırabilir. Aynı durum, Hindistan‘ın Rusya’dan yeni büyük ölçekli askeri-teknik amaçlardan da vazgeçmesi için geçerli olabilir. Bu ABD yanlısı büyük stratejik yeniden yapılanma, Rusya’nın en büyük ortağı Çin üzerinde daha fazla baskı oluşturabilir ve dolayısıyla Asya jeopolitiğini yeniden şekillendirebilir.
Polonya Artık Nükleer Silah İstiyor ve Türkiye de Yakında Aynı Niyetini Açıklayabilir
ABD’nin Yeni START Anlaşması’nın süresinin dolmasına izin verme kararı, küresel bir nükleer silahlanma yarışına yol açma riskini taşıyor. Polonya, nükleer niyetlerini açıklamaya cesaretlendi. RT ise Türkiye’nin de bu yola nasıl girebileceğine dair detaylı bir rapor yayınladı. Her ikisi de tarihsel olarak Rusya’nın rakipleri ve Polonya’nın Orta ve Doğu Avrupa’da, Türkiye’nin ise Orta Asya’da bir etki alanı oluşturmayı hedeflediği göz önüne alındığında, nükleer silah edinmeleri Rusya için büyük bir tehdit oluşturacak ve Rusya’nın çevrelenmesi olasılığını artıracaktır.
Sonuç
Rusya’nın özel operasyonunun beşinci yılında karşı karşıya kaldığı beş jeostratejik zorluk, zorlu ancak aşılmaz değil. Her zaman olduğu gibi, Rusya’nın egemenliğini, güvenliğini ve dolayısıyla hayatta kalmasını, siyasi, askeri, istihbarat, diplomatik, uzman ve sivil toplum toplulukları arasındaki yaratıcı etkileşim yoluyla sağlaması bekleniyor. Ukrayna konusunda ABD ile bir anlaşma yaparak bu zorlukların üstesinden gelmeye daha fazla odaklanabilirler. Ancak her ne pahasına olursa olsun değil. bu yüzden henüz böyle bir anlaşma olmadı.
Bu yazının İngilizce Andrew Korybko‘nun substack sitesinde yayınlanmış olup yazarın izniyle Türkçeye çevrilmiştir.



