
1 Haziran’da Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’da düzenlenen BRICS dışişleri bakanları toplantısında bloğun genişlemesi ve ortak para birimi oluşturulması konularından dolayı büyük ilgi topladı. Şimdi dünyadaki tüm gözler 22-24 Ağustos’ta Güney Afrika’nın Johannesburg şehrinde düzenlenecek BRICS liderler zirvesine odaklandı. Dünyanın yükselen, üreten ve çok kutuplu düzenin yeni öncüleri bu zirvede buluşacak.
G7’nin küresel ekonomiye katkıları ile BRICS’in dünya ekonomisine katkılarına bakıldığında BRICS’in dünyadaki payı giderek artıyor. IMF’nin 2020 verilerine göre BRICS’in dünya GSYİH’deki payı yüzde 34 iken G7 ülkelerinin dünya GSYİH’deki payı yüzde 29. Gelecekte ise bu tablonun aynı ivmeyle devam edeceği küresel birçok kuruluşlarca öngörülüyor. 2028 öngörülerine göre, BRICS’in dünya GSYİH’deki payı yüzde 35’e çıkması beklenirken G7’nin payının ise yüzde 27,8’e düşmesi bekleniyor. Bunun yanında BRICS ülkeleri dünya nüfusunun yüzde 40’ını (3,2 milyar insan) oluştururken G7’nin (777 milyon insan) ise bunun dörtte biri kadar olduğu unutulmamalıdır. Bu açıdan BRICS, G7’ye göre dünyada daha kapsamlı ekonomiye ve geniş kitleye hitap ediyor.
BRICS dışişleri bakanlarının haziran ayındaki toplantısında batıdan uzak çok kutuplu bir düzen kurularak dünyanın yeniden dengelenmesi gerektiğinin altını çizdiler. Ticaretin dolarsızlaştırılması, yerel paralarla ticaret ve çok kutuplu bir dünyanın inşası gibi konular Johannesburg zirvesinin önemli konularını oluşturacak. Aynı zamanda BRICS zirvesi Soğuk Savaş mantığının yükseldiği bir dönemde gerçekleşiyor. ABD ve NATO’nun Rusya ve Çin’e karşı yaptırımlarını arttırmaya çalıştığı ve Hint-Pasifik’te gerilimi tırmandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu durum zirvenin daha olağanüstü kararlar almasını tetikliyor.
Kurulacak Yeni Dünya Düzeninde Yeni Kurum ve Yeni Para
2008 krizinin patlamasıyla birlikte daha da gün yüzüne çıkan ABD’nin yaşadığı tüm krizleri karşılıksız para basma yetkisini kullanarak çözmesi dolar hegemonyasının sürdürülebilirliğini ülkelerin gündemi haline getirdi. 2010 yılından beri BRICS ülkeleri Amerikan dolarından kurutulmanın yollarını arıyor. Batıda yükselen faiz oranları ve ABD’deki son borç limiti krizi, diğer ülkeler arasında dolar cinsinden borçları ve dünyanın önde gelen ekonomisinin temerrüde düşmesi durumunda doların ölümü konusunda endişelere yol açtı. Rusya’ya Ukrayna yüzünden uygulanan yaptırım dolayısıyla bu geçiş daha da hızlandı. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde de liderler dolar hegemonyasını kaldırmaya yönelik söylemlerini dile getirdiler. Bretton Woods ile başlayan ABD’nin 80 yıllık dolar saltanatının sonunu ağustos ayındaki BRICS zirvesi hazırlayabilir.
Yerel paralarla ticaret hali hazırda BRICS içerisinde şimdiden işlemeye başladı. Örneğin Çin ile Rusya arasındaki ticaretin yüzde 80’ini hali hazırda Ruble ve Yuan ile yapılıyor. Rusya’nın Hindistan ile ticaretinde enerji alımlarında Rupi ve Ruble kullanılıyor. Kısaca dünyanın yüzde 40’ı ve dünya ekonomisini 34’ünü oluşturan güçler şimdiden kendi aralarında dolarsız ticaret yapıyor veya yerel paralarla ticaret paylarını arttırıyor.
BRICS’in Johannesburg’daki zirvesinde kredi destekli ABD dolarının aksine, bloğun alacağı kararla altın destekli yeni bir para birimi getirmeye hazırlanıyor. Dünyada yükselen her güç kendi kurumları ve kendi para biriminin olduğu bir dünya düzeni inşa eder. BRICS’in yükselişi de yeni dünya düzeninde yeni kurumları ön plana çıkacaktır. Bunun için gerekli yapı ise BRICS’te zaten mevcut. BRICS bankaları arasında yerel para birimleriyle sınır ötesi ödemeleri kolaylaştırmak amacıyla 2010 yılında BRICS Bankalar Arası İşbirliği Mekanizması hayata geçirildi. BRICS ülkeleri, yerel para birimini dolara çevirmek zorunda kalmadan kendi arasındaki işlemler için “BRICS pay” ödeme sistemini geliştirmektedir. Ayrıca bir BRICS kripto para biriminden ve para birimlerinin birlikte çalışabilirliğini ve ekonomik entegrasyonu teşvik etmek için Merkez Bankası Dijital Para Birimlerinin geliştirilmesinin stratejik olarak uyumlu hale getirilmesinden bahsedilmektedir. Birçok ülke BRICS’e katılmaya isteklidir. Hatta BRICS Yeni Kalkınma Bankası’na Uruguay, Mısır ve Suudi Arabistan’ın yeni üye olarak katılmasıyla büyümektedir. Arjantin’den Meksika’ya, Nijerya’dan İran ve Kazakistan’a uzanan yaklaşık 19 ülke BRICS’e katılmayı bekliyor.
BRICS’e bir “T” eklemek mümkün mü?
Türkiye’nin genç, dinamik nüfusu ve gelişmekte ekonomisi göz önüne alındığında küresel gelişmede önemli bir ülkedir. Ayrıca Türkiye’nin Osmanlı’dan günümüze uzanan tarihsel bir liderlik rolü bulunuyor. Türkiye Balkanlar’da, Afrika’da, Orta Asya’da ve dünyanın birçok bölgesinde ezilen ve gelişmekte olan ülkelere öncülük etmede önemli bir rol oynuyor ve bu ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Hatta bu Türk dış politikasının etkisi Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görevine başlama törenine bile yansıdı. Venezuela’dan, Afrika ülkelerine, Balkan devletlerinden Orta Asya’daki Türk devletlerine uzanan devlet liderleri bu törene katıldı. Türkiye hem dünyadaki Müslüman devletleri hem de Türk devletleri arasında lider konumunda önemli bir ülke. Türkiye yeni kurulacak çok kutuplu düzende sağlam bir lider pozisyonda yer almayı hak ediyor. Türkiye’nin küresel çıkarları düşünüldüğünde “BRICS’e bir T ekleme zamanı gelmedi mi?” sorusu büyük önem taşıyor. Dünya küresel bir dönüşüm evresindeyken Türkiye’nin BRICS’te yer alması Türkiye’ye önemli bir avantaj sağlayacaktır.
Türkiye başbakanı İsmet İnönü, ABD Başkanı Johnson’ın 1964 yılında Türkiye’ye olumsuz ifadelerle dolu mektubuna karşılık verdiği cevapta “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini alır” demişti. 2015’ten beri Türkiye’nin ABD ve NATO ilişkileri Suriye, Doğu Akdeniz, PYD/PKK, F35, S-400 gibi konularda büyük bir çıkmazda yeni dünya düzeni ise BRICS öncülüğünde kuruluyor. BRICS’in küresel düzendeki etkisi ve rolü artarken Türkiye’nin burada yer alması oldukça akıllı olur. Türkiye yeni kurulacak uluslararası düzende güçlü bir konum elde etmelidir. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un BRICS zirvesine katılmak istemesi tesadüfi bir durum değildir. Fransa’nın yükselen yeni bir dünya düzeninde kendisine yer arama isteğinin bir yansımasıdır. Ayrıca Fransa, NATO içinde ve batı kampında Avrupa ve Asya’daki çıkarlarıyla çatışma yaşamaktadır. Sadece Fransa değil tüm Avrupa ABD’nin çıkarları dolayısıyla çıkarları zarar görmektedir. Bu durum Avrupa için ne kadar sürdürülebilir olduğu da tartışmalıdır. Ayrıca Türkiye yerel paralarla ticareti artırma eğilimin hatta Türkiye bu konuda öncü ülkelerden biri bile sayılır. IMF’nin 2022 yılındaki raporuna göre Türkiye’nin ulusal rezervlerinin yüzde 33’ünü geleneksel olmayan rezervler oluşturmaktadır. Türkiye’nin Rusya ve Çin ile yaptığı ticarette Yuan ve Ruble’nin payı artmaktadır.
Türkiye’nin BRICS’e katılması için beş sebep
Türkiye’nin BRICS ile uyuşan beş ortak noktası bulunmaktadır. Bunlardan ilki BRICS gelişmekte olan ülkeler birliğidir. Türkiye, BRICS ülkeleri gibi gelişmiş bir ülke değildir ve sanayisini, ekonomisini geliştirmesi gerekmektedir. İkincisi BRICS çok kutuplu ve adil bir dünya kurulmasından yanadırlar. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan her daim “dünya beşten büyüktür” diyerek daha adil bir dünya düzeni kurulması gerektiğinin altını çizmiştir. Üçüncüsü üreten ülkelerin birliğidir. Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu ekonomik kriz üretmemesinden kaynaklanmaktadır ve Türkiye’nin üretime yönelmesi gerekmektedir. Dördüncüsü BRICS ülkelerinin hepsi geçmişte sömürü yada yarı-sömürge geçmişi olan ülkelerdir. Yani BRICS ezilen ülkeler birliğidir. Türkiye, Osmanlı Devleti’nden bugüne hiçbir dönemde emperyalist bir devlet değil, ezilen ve sömürüye maruz kalmış mazlum bir devlettir. Beşincisi BRICS ülkelerinin nüfusları ve ekonomileri dinamiktir ve büyüme eğilimi gösterirler. Türkiye genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir ve ekonomisi gelecekte büyüme eğilimi vermektedir.
1933 yılında Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk “Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. (…) Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı geçecektir.” demişti. Atatürk oldukça ileri görüşlü ve devrimci bir liderdi. Elbet bir gün batı tarafından ezilen milletlerin adil bir düzen kuracağını ve bunun da doğu önderliğinde yükseleceğini öngörüyordu. Türkiye, BRICS ile ortak değerleri paylaşıyor ve batı ile doğu arasında uyumlu karakteri, tarihsel olarak Müslüman dünyasındaki lider pozisyonu dolayısıyla BRICS içinde 6’ncı bir önder devlet olmayı hakkediyor.
Yazan: Necati Demircan
Bu yazının İngilizcesi 26 Temmuz 2023’te Modern Diplomacy’de yayınlamıştır.
https://moderndiplomacy.eu/2023/07/26/is-it-possible-to-see-turkiye-into-brics/
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları The Silk News’e aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü The Silk News ismi kullanılmadan kesinlikle yayınlanamaz.



